16 Nisan 2018 Pazartesi

Biri beni Ege'ye ışınlasın..!


Bazen onedio testlerinden çözüyorum , orada "elinde bir güç olsa hangisi olsun istersin" gibi sorulara denk geliyorum. Ben hep " görünmez olmak" istemişimdir :) hayır görünmez olup ne yapacağım değil mi ? Aslında " ışınlanmak" daha mantıklıymış , bu yazıyı yazarken onu fark ettim.Mesela 1 saatlik öğle arasında Maldivlere ışınlanmak isterdim :D hadi o kadar da gitmeyeyim Çeşme'ye gider , oraları gezer , kumru yer geri dönerdim :D he bana bu gücü verince tek şartları İstanbul dışına çıkmamaksa ok sabah mesai 08:00'da başlıyor ya hoop hem daha çok uyur geç işe giderdim , hemde akşam 17:30'da çıkıyorum ya hop 17:31'de evde olurdum :D ne güzel hayaller değil mi ya ? Bildiğin olmayacak bir hayal üzerine konuşuyorum bir de planlar yapıyorum .

Bodrum

Daha önce bu tarz postlar yazmıştım buraları bırakıp gitmeye dair.Şimdi diyeceksiniz ki bu kıza arada geliyorlar herhalde :) valla doğru arada acayip daralıyorum , bir de şunu fark ettim böyle bahar aylarına girmeye yakın bende inanılmaz bir gitme isteği oluşuyor sebebi ne bilmiyorum ? Tatile gidip gelsem bu istek daha da artıyor. Hani ben buraları terk etmeden bir yerlere yerleşmeden bu isteğimden vazgeçmeyeceğim.


İş yerinde vakit buldukça o kadar çok forum siteleri ve blogları okuyorum ki artık Google'da kaçıncı sayfaya geldim hatırlamıyorum , bildiğin artık okunacak bir şey kalmadı diyebilirim.He tabi bazı siteler yasaklı oralara giremedim , oralara da öğle arasında telefonumdan girdim. Size yazdığım o günden beri hatta o günden de daha öncesi var sürekli okuma , araştırma peşindeyim ve soruyorum İstanbul'da bizi tutan ne ?


İstanbul'da veya büyük şehir de bizi tutan ne ?
Aile.. ki ben aileme çok bağlı bir insanım mesela hep dua ederim Allah Annem'e uzun ömürler versin diye.Ama insan bazen o kadar çok bunalıyor ki trafikten , kaostan , pahalılıktan hiçbir şeyi gözü görmüyor diyebilirim.Annem bana gelmese , herhalde ben ayda bir anca görürüm Annemi. Mesela en son kayınvalidemlere bile yemeğe 2 ay önce falan gittik diye hatırlıyorum . He Serhat'ı babasının dükkanına yardıma gittiği zamanlar da zaten görüyorlar ama bir akşam yemeği için 2 aydır görüşmüyoruz ki bu insanlar bana yürüyerek 7-8 dakika , motorla 1 dakika uzaktalar. Neden gidemiyoruz biliyor musunuz çünkü zaman çalışan insana çok kıymetli. Benim için 1 dakika bile çok kıymetli. Eve gidip bende biliyorum yayıla yayıla yemek hazırlamayı , sofrayı kurmayı , dinlenip bulaşıkları yerleştirmeyi varsa çamaşırları asmayı.Ama öyle bir imkan kendime tanımıyorum. Eve gidip yemek hazırla,ye,topla,yerleştir,diğer işleri hallet oturmam en erken 20:00 oluyor bana kalan zaman ya 2 saat ya 2.5 saat..Yani bir insanın dinlenmesi için 2-2.5 saat az.Zaten gün boyu ister istemez yoruluyorsun bir de trafik çekiyorsun , trafik zaten bütün işte ki yorgunluğuna bedel.

Çocukların geleceği , onların kurulu düzeni. Evet çocuğunuz varsa zaten iki katı daha titiz davranmak zorunda kalıyorsunuz. Çocuğum burada nasıl büyür , sağlam bir okul var mı , şimdi ki düzeni bozup yeni yere adapte olabilir mi, arkadaşlarına alışır mı veya arkadaşları olur mu , merkeze ne kadar uzaklıkta , hastalandığında hastaneye götürmek için ne kadar yol gitmek gerekir v.s. haklılar da zaten benim amacım çocuk olmadan böyle bir maceraya atılmak.

Sosyallik derseniz biz zaten çok sosyal bir insan değiliz daha doğrusu Serhat değil.. hani her hafta kahvaltılara veya yemeklere gitmiyoruz. Ayda bir kere de olsa konsere , sinemaya veya tiyatroya gitmiyoruz , canımız sıkıldığında Şile, Ağva ne bileyim İstanbul’a yakın yerlere kaçmıyoruz, gece hayatımız zaten 0 hiç yok , arkadaşlarla buluşma derseniz ya biz arkadaşlarının evine gidiyoruz ya onlar bizim evimize geliyor hani en son dışarda ne zaman bir arkadaş grubuyla toplandık diye sorarsanız galiba yazdı o da ani olmuştu , arkadaşları Ümraniye’ye gelmişti o sayede görüşmüştük yani gördüğünüz gibi pek de “ sosyal “ bir insan olduğumuz söylenemez bildiğiniz “ asosyal” sınıfına dahiliz.Yani demek istediğim gideceğimiz yer de bunların hiçbiri olmasa da olur , İstanbul gibi bir şehir de bile biz bunları yapamıyorken başka bir şehirde yapmamışız çok mu.

Herhalde büyük şehir de kalmanın en önemli nedeni ise maalesef İŞ ;  Bir beyaz yakalı çalışan olarak herkesin hayali , sahil kasabasına yerleşmek , kendi bahçesini ekip biçmek , kedi-köpekle ilgilenmek , yazları mis gibi denize girmek , kışları ise yakın çevreleri gezmek , sakinliği dinlemek gibi. Plazalar da , büyük şirketler de , hatta sanayinin içinde sıkışıp kalmış insanların hepsinin hayali bu.  Eskiden insanların sadece emeklilik hayali buydu şimdi ise 30 - 40 yaş arasında ki herkesin hayali oldu. Ben her ne kadar 28 olsam da 30 yaş grubuna dahil ediyorum kendimi. Okuduğum bloglarda da hep genç kesimin bırakıp gittiğini ve bırakıp gitmekle kalmayıp oralara tutunduklarını gördüm , yazılarını okurken "mutlu olduklarını" resmen hissettim.
Kenarda birikmiş parasıyla gidenler mi , evini arabasını satıp gidenler mi, yeniden iş kuranlar mı v.s. kısacası her türden insanın yazılarını okudum. İstanbul'da veya büyük şehir de bizi tutan şeylerin en başında " İŞ " geldiğini göz ardı edemeyiz. İş kurmak için de sağlam bir paran olması lazım , tutunamazsan bile kendini yeniden toparlayabilmek için üç beş bir şeylerin olması gerekiyor. İş bulmak dersen ; iş bulmak adı üstünde " yazlık " yerlerde pek kolay değil anca turizm sektörü o da yaz bitince sende bitiyorsun , karınca gibi bir hayat yaşaman gerekiyor , bu da ev kirana , faturalarına yetecek mi ? En önemlisi de bir sonra ki yaza sen hala orada çalışabilecek misin , bunun garantisi var mı ? Mesela en şanslılar kesinlikle Home Office çalışanlar . Bende çalışmadığım zamanlarda çok baktım home office işlere ama aklıma yatanı bulamadım. Önce bir firmada çalışıp , sonra onlara teklif sunman lazım ki bir tık daha şansın olsun.
Son dönemler de özellikle yazlık yerlerde yaşamaya başlayanlar da veya köye yerleşenler de gözlemlediğim bir şey var oda " Home Office " çalışanlaı . Bu gerçekten çok mantıklı . En azından şöyle bir şey var ki sen " işini garantileyip" gitmiş oluyorsun bu da senin için avantaj.He dersen ki" ben ekip biçicem , hayvancılıkla uğraşıcam " bu senin tercihin hayvancılık dediğim de kümes hayvancılığından ne kadar gelir elde edebilirsin ? Büyükbaş olsa bir tık daha şanslısın ee onun içinde yine üç beş birikmişin olması lazım.Bilmiyorum yanlışım varsa düzeltin..
Home Office bir iş bulmam lazım ve nasıl bir iş yapacağım onu da bilmiyorum.Çağrı merkezleri oluyor Home Office ama hep satış odaklı veya gece saatlerinde . Şöyle sabah - akşam arası , hafta sonu olmayacak bir iş olsa ve her şeyden önemlisi satış ağırlıklı bir iş olmasa mesela evden çalışma olayına sıcak bakıyorum . Kaç yıllık deneyimim var . Mesela şu an ki işimi taşıyabileceğimi bilsem oralara hiç beklemem biliyor musunuz anında tası tarağı toplarım giderim Serhat'a da iyi kötü bir iş buluruz. En azından gittiğimiz de birinin işi sağlam olsun ki diğerimiz bir şekilde iş bulur. Serhat'ın iki işi var zaten en kötü DJ'lik işlerine yoğunlaşabilir.
Home Office iş dışında gidenler geçimini nasıl sağlıyorlar mesela , ekip biçerek mi yada kendi işlerini mi kuruyorlar ? gidenlerin hepsi de home office çalışmıyordur herhalde :) İş konusunda çok fazla detay göremedim ya ekip biçmekten , ya home office çalışmaktan bahsediliyor hep.Hani gidenlerin hepsinin hali vakti yerinde mi ? Hali vakti yerinde olmayan bir insana da pek rastlamadım açıkçası , tarımla uğraşıp mı gelir sağlanıyor , hayvancılıkla mı uğraşıyorlar veya kendi işlerini oraya mı taşıdılar v.s. aslında bu konularda daha detaylı bilgi almak istiyorum ve ne yazık ki bunlarla ilgili çok fazla yazılara denk gelemiyorum. Daha çok taşınma süreci , neden taşınılmak istendiği , ekip-biçilen araziler v.s. bunlarla ilgili bilgi görüyorum .. sizler bana bu konu da nasıl yardımcı olabilirsiniz? İşin maddi kısmı evet çok önemli yalnız benim için öncelik iş. Home Office iş yapabilir miyim ? Nasıl bir işe girişip de borç harç olmadan kendi yağımızda kavrulabiliriz ? Çok fazla kazanç istemiyorum benim istediğim evimin kirası faturalar ve mutfak ihtiyacımız karşılansın . Çok fazla paraya gerek yok yeter ki huzurum ve sağlığım yerinde olsun.
Geçenlerde , kim olduğunu söylemeyeyim de , bizim aile tarafından değil ,  bana sordu “ servisin var mı ? Cumartesi çalışıyor musun ?“ diye bende “ Hafta sonu çalışma yok , zaten benim iki seçeneğim vardı 1 ) Hafta sonu olmasın 2) Eğer uzaksa servis olsun , servis olmasaydı 5000 tl verseler yine gitmezdim , anca o tarafa yakın otururdum , sabahın 6 sında metro, metrobüs , metro mu yapacağım ? 3 vesait gidip üç vesait dönemezdim “ dedim . Bana , x kişi “5000 tl bana verseler , ben çocukları Anneme bırakıp giderdim “ dedi . 5000 tl gerçekten mübalağa ettiğim bir rakamdı ama bir şey diyeyim mi gerçekten gitmezdim anca evi buraya taşırdım burada ki kiralarda 2.500-3.000 tl arasında. Bir de sabah boş olduğu iddia ediliyor yolların . Eee pardon da sabah boş olsa yollar ben neden 6:38 de servise bineyim ki ? Boş olsa saat 7’den önce binmezdim ki bizim oradan direkt Cevizlibağ tarafına giden otobüs var sabahın 6:30’un da bile nasıl tıklım tıkışık. Bir de ben sabah metroya yürüyeceğim , koştur koştur Altunizade metrosunda inip Metrobüse bineceğim (ki altunizade metrobüs tv’ye bile çıkmıştı o kadar uzun ki o metrobüs yolu in çık in çık sürekli böyle) , Metrobüs’ten Zincirlikuyu’da inip yürü babam yürü metroya tekrar metroya bineceğim bir de bunun aynısı da akşama da yapacağım ölme eşşeğim ölme.. Yani ben parasında değildim ki bana şu an ki asgari ücreti bile verselerdi ben giderdim sonuçta servis var , yemekhane var..
Neyse bir de bunu bana söyleyen kişi ömrü hayatı boyunca hiç çalışmamış biliyor musunuz :D hani güler misin ağlar mısın. Sen ömründe çalışmamışsın , çalışmak nedir bilmiyorsun , sabahın 6’sında kalkıp yollara düşmek nedir bilmiyorsun , metrobüslerde sabah saatlerinde ve iş çıkış saatlerinde tıklım tıkışık olduğunu , boş gelen metrobüse binmeye çalışıp binemediğini , yeni geleni beklediğini ve böyle böyle 10-15 dakika geçtiğini bilmiyorsun, bir de bayanız yani , erkek olsan hurra gir değil mi ama maalesef o kadar sapığın kol gezdiği bir yerde bir bayan olarak dikkat etmen gerekiyor , eve gelip yorgun argın yemek yapmayı , etrafı toparlamayı he bir de çocuğun varsa ona da vakit ayırmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun. İşte böyle konuşanlara inanılmaz sinir oluyorum , yanlış anlaşılmasın bu kişi sevdiğim bir insanda. Sizce haksız mıyım yani ? Hiç çalışmamış bir insanın böyle bir şey söylemesi çok mu normal , evlisin , çocukların da var daha küçükler , dayanamazsın ki en fazla 1 ay sonra by by .
Ben bilmediğim bir şey hakkında yorum yapmam ,fikir sunarım ama doğrudur ama yanlıştır diretmem . Şimdi ömrü hayatım boyunca çalışmasam bile , çalışan insana her zaman saygı duyarım hatta hem çalışıp hem evli olup hem de çocuğu olan insanlara iki katı saygı duyuyorum bende evde kaldım boş vaktim bolca oldu o zaman bile çalışan kadınlara hep imrenirdim valla “”helal olsun nasıl yapıyorlar “derdim. Ev hanımlığı da kolay değil ama çalışan bir kadın kadar da zor değil. Evdesin her şeyini yapabilirsin temizlik ütü çamaşır , çocuğun varsa onun bakımı. Ama çalışan insan hem işte çalışıp hem evde çalışıyor evet belki yemek konusunda kolaya kaçıyor olabilir belki bir makarna bir kahvaltı hazırlıyor belki dışardan söylüyor.Ama çalışmayan kadın öyle mi sana “ evdesin niye yapmadın gözüyle” bakarlar ve zaten çalışmayan bir kadın da ne bileyim yanlış anlaşılmasın ama gezmesinin , konusunun komşusunun derdine düşmesin evinde yemeğini yapsın sonra ne yapıyorsa yapsın. Ben evde durduğum o 1.5 sene eşime sorun hiçbir akşam kahvaltı hazırlamış mıyım , hiçbir akşam yemeksiz bırakmış mıyım ? He bazen 3 çeşit değil 2 veya 1 çeşit oluyordu ama muhakkak oluyordu.2 sene olacak evleneli bir kere bir hata sonu evde tadilat vardı alışverişe çıkamamıştım onda kahvaltı hazırlamıştım , bir kere de çalışmaya başlayınca yani toplasan iki kere.. ev hanımları bazen gezmekten fırsat bulup yemek yapmıyor çok şahit oldum , valla size bir şey diyeyim mi ben evde yemek yapacağım gün biri beni çağırırsa dışarı bile çıkmazdım , içime dert olurdu.
 
Bazen sabredecek gücümün kalmadığını düşünüyorum . Arayan müşterilere karşı , gördüğüm aynı yüzlere karşı , sabahın erken saatlerinde kalkmaya karşı.Geçen gece ağlayacaktım bile , bir karın ağrısıyla kalktım sonra “ of çalışmıcam” ya diye söyleniyordum. Çalışmanın avantajları olmuyor mu oluyor elbette , kendime harcama yapabiliyorum , istediğimi alabiliyorum , kenara zor günler için para atmaya çalışıyorum , en basiti kiramı ödüyorum.Ama bazen o kadar yorgun kalkıyorum ki yataktan , başım dönmeye başlıyor , bazen baş ağrısıyla kalkıyorum , dişlerimi sıkarak uyanıyorum. Hani hayatına devam ettirmek için çalışmak şart yalnız mutsuz olmak gerekmiyor. Mutsuzum yani bundan ötesi yok. Ben İstanbul’da mutsuzum , huzursuzum . Bu yüzden taşınmak , sıfırdan bir hayat kurmak istiyorum. İstanbul’a ziyarete geldiğimde koşa koşa geri dönmek istiyorum.

Böyle uzun uzun yazıyorum ya aslında bir nevi içimi döküyorum. Biraz da olsa rahatlıyorum. Bir gün evden markete diye çıkıcam artık beni Ege’de bulursunuz J
Saygılar..

10 Nisan 2018 Salı

Nisan gelmiş hoş gelmiş..!

Yine epeyce bir zaman olmuş buralara uğramayalı  :) Bende bir ses vereyim dedim. Ne yapıyım vakitsizlik öldürüyor benim saatlerimi , günlerimi , aylarımı :(  2018'in çeyreğine geldik ben hala daha 2017'de zannediyorum kendimi . Ne ara Mart bitti de Nisan ayı geldi anlamıyorum bile :)


Çalışınca vakit çok çabuk geçiyor. Yaz da geliyor pek bir sevinçliyim. Yeni ciciler aldım kendime , bu gidişle aldıklarımı da vakitsizlikten bir ay sonraya anca paylaşırım.

Daldan dala bir paylaşım yapacağım şimdiden uyarıyorum :) Aklıma gelenleri yazacağım artık.


Resmen korku filmi gibi , siz ormanda ilerlersiniz , karanlık ve sis basmış , etrafta kimse yoktur.He işte aynen öyle bir gündü bizde gittiğimizde.

23 Mart Cuma günü iş çıkışında , Serhat'la Gülay yengeye gitmiştik fotoğraf makinemi istemişti , önce yemek yedik sonra " hadi çamlıcaya gidelim" dedi. O gün gündüz hava fena değildi ama akşamı epey soğumuştu Çamlıca'da epey estiğinden resmen donduk. Gülay yenge , ikizler, ben Serhat , komşuları gittik. Kapalı alana ( çay kahve içme yeri ayrı , yemek yeri ayrı ) geçelim dedik ama bir gittik bildiğiniz dışarı da kuyruk var evet evet bildiğiniz iki grup içerde yer boşalsın diye bekliyor "bu ne ya , Sosyal tesis değil de sanki ünlü bir restaurant'ın girişinde bekliyorlar , Nusret'e gitsek daha çabuk gireriz içeri" dedim.Doğal olarak içeri girme hayalleri de suya düştü dışarda durduk çay içtik döndük , resmen donduk , çay bile aldığımızın ikinci dakikasında soğumaya başlamıştı.


Herkesin düzgün çıktığı fotoğrafı bulmak epey zor oldu ama yinede bulamadım :) mesela sağ başta ki dayım çok komik :) ama ne yapıyım bende en iyi bu fotoğrafta çıkmışım , düşünün bu iyi halim.

31 Mart Cumartesi günü Anneannem'de toplandık. Annem ilk emekli maaşını aldığından , bunu kutlamak istedi ve muhteşem bir yemek şöleni vardı , anlatmaya gerek yok görüyorsunuz :D hoş pek bir şey görmüyorsunuzdur yemeğin sonlarına doğru çekti dayım fotoğrafı.

Ben o gün inanılmaz kötüydüm , esmer olan ben , betim benzim atmış şekilde geziyordum. Sabahtan başlayan baş ağrısı , bir türlü düşmeyen tansiyon (benim normalde  tansiyonum 9-5 , 9-6.. Düşük tansiyonluyum. ) Anneannemlere nasıl gittiğimi hatırlamıyorum , Allah yürü ya kulum dedi resmen. Ölüyordum , beynim başka yerde ben başka yerdeydim. Tansiyonumun büyüğü 8 , küçüğü 7 idi..o 8 varya en son 12 yi gördü , Annem ısrarla doktora gidip iğne yaptıralım diyor , ben istemiyordum , sabah bir tane ilaç içmiştim baktım düzelemiyorum (hayatımda diş ağrısı hariç , baş ağrısı için ikinci bir ilacı içtiğimi bilmem , migrende var malum , onun ilacı ayrı , çok dayanamayacağım zamanlarda o ilacı alıyorum) ikinci ağrı kesiciyi içtim , kafamı koydum ayaklarımın altına yastık koydum falan derken neredeyse saat 17:00'dı kendime geldiğimde. Allah kimseyi elden avuçtan düşürmesin. Allah hastalara acil şifalar versin.


Geçen perşembe bizim şirket yaz sezonunu Çilek'le açtı diyebilirim. Yazları bazen Erik'te veriyorlarmış o günü sabırsızlıkla bekliyorum :)

Bu arada fotoğrafını çekmedim ama biz Serhat'la bir 10 gün önce dondurma sezonunu da açmış bulunuyoruz :) 


Şu hatunun saç rengini çok beğendim ,bu tarz bir şeyler yaptırabilirim.

 Ama kafamda deli sorular ;
1) Esmerim yakışır mı ? Hoş hatunda esmer ona gayet yakışmış.
2) Saçım gür ve kalın telli olduğundan , saçı açmaya kalktıklarında yanar mı ? saman gibi olur mu ?

Tabii ki bunun için " ben yaparım " diyen kuaförlere gitmicem , nedense bütün kuaförler yapıyor zaten ama asıl müşteri kaybetmeyenler " yaparsam şöyle olur böyle olur " diye uyaran kuaförler, neden riske atsınlar ki işte bence gerçek kuaförler bunlar tıp ki benim Acıbademde ki kuaförüm gibi. Niye risk alsın ki ? 2yıl önce gittiğimde tabii farklı bir renk istiyordum " sana olmaz " dedi boyamadı şimdi de bununla gidicem bakalım bu sefer ne diyecek.

Yaptıracağım tarihi kesinleştiremiyorum ne yazık ki. 24 Nisan Evlilik yıl dönümü onun öncesinde gitsem hazır 23 Nisan'da pazartesiye geliyor ama o hafta bir sürü plan yaptım. Plandan kastım evle ilgili. Yazlıkları çıkaracağım , bütün dolapların içini boşaltıp düzenleyeceğim , bahar temizliği yapılacak , doktora falan da gitmeyi düşünüyorum. Herhalde bu iş Mayıs'ın ilk haftasını bulacak gibime geliyor. Biraz da kestireceğim saçlarımı , önleri uzun arkaları kısaydı ya bu sefer önden kat yaptıracağım arkalara doğru bakalım kısmet :)

Bir sonra ki yazıma kadar şimdilik hoşça kalın..
 Saygılar..

21 Mart 2018 Çarşamba

Hoş geldin bahar..!

Şaka maka mart ayı da bitiyor . Ne ara yeni bir aya girdik , ne ara yeni bir bitiyor anlam veremiyorum çok çabuk zaman geçiyor ya :)

Anca vakit buldum bende yazmak için , daha doğrusu yazacaklarımı toparlamak için. Pek fazla giremediğim için yazacaklar birikiyor bu sefer de toparlaması uzun sürüyor :)

 “Hoş geldin bahar “ :)

Yaşasın artık yaz geliyor ve ben çok mutluyum. Her ne kadar tatil gibi bir planım olmasa da yazın daha çok huzurlu oluyorum , mutlu oluyorum kısacası :) Bu sene de bize tatil yok gibi . Bakalım Serhat’ın iş durumuna bağlı. Bir şeyi çok istersen olurmuş ya ben de tatil çok istiyorum , olsun :)

Taşınmayı istedim oldu , telefon istedim oldu , aslında bana kalsa bu şehirden gidip sahil kasabasına yerleşmek çok istiyorum ama kader kısmet bunu da çok isteyeyim Allah hayırlısını versin , en kötü gidemiyorsam farklı şehre , bari tatil yapayım değil mi ya :(


Üniversite sınavına  başvuru yaptım , Ramazan Bayramı’ndan sonra ki hafta sınav var. Yeniden açıköğretime kayıt olacağım ve bu sefer istediğim bölümü seçeceğim. Bari iş yerinde vakit buldukça test çözeyim dedim ama onda da pek fazla vakit bulamıyorum. Kafada eskisi gibi çabuk kavrayamıyor ya , çok dolu anlaşılan :)

Allah utandırmasın diyelim.

La casa de papel

Duydum ki izlemeyeni dövüyorlarmış :) diziyi üç hafta önce bitirdik bile , hatta akşamdan akşama izlememize rağmen 4-5 gün içinde bitti.Ben değil de eşim bittiğine epey üzüldü , bende diyorum ki “ bu kadar çok bölüm art arda izlersek çabucak biter tabi “ diye :) hayır bir de insanı cidden sarıyor , bir bölüm bir bölüm diye diye günde 4-5 bölüm izliyorduk .

İzlemeyen kaldı mı bilinmez , sosyal medyada o kadar çok reklamı oldu ki izlemeyenler bile sırf meraktan başlamıştır diye düşünüyorum. Hala izlemediyseniz cidden tavsiye ederim :)


8 Mart Dünya Kadınlar Günün’de bizim firma tarafından bize hayat ağacı broş hediye ettiler. Anam insan bir şeker ,  bir çikolata ikram etmez mi ? Ama yok nerdeeee :)


Bir değişiklik yapalım dedik ve 11 Mart Pazar günü erken de kalkmıştık , baktım hava da güzel Ümraniye’de ki Aslı Börek’e kahvaltıya gittik. Ben kahvaltı tabağı , Serhat ise su böreği söyledi toplam 35 tl verdik. Hem doyurucu oldu , hem de bir değişiklik yapmış olduk . Gayet de iyi geldi :)


Bunlar da bizim yavru kuşlarımız . Çakıl ve Çiko’nun yavruları yeni almadık yani :)

Mavi olan en büyükleri , mavinin solunda duran 2 numara aralarında 4 gün var , mavinin sağında ki ise 3 numara onla da arasında 1 hafta var. Biz mavi olanı artık bir ayı geçmişti yuvadan ayırdık , salona getirdik ama mutsuz ne ötüyor ne adam akıllı yemek yiyor sonra bu ikisini salona getirdim ay o kadar mutlu oldu ki hemen yanlarına gitti , onlara yem kustu , onları kaşıdı , çok anaç ya ( Bu arada üçü de dişi ) sonra da bir baktım ki böyle uyumuşlar. Maşallah çok tatlı değiller mi ?


Sabahları artık hava erken aydınlanmaya başlıyor. Bende köprüden geçerken bir fotoğraflayım dedim.Şimdiler de daha erken aydınlanmaya başladı bile.

Ohh be ! Valla en azından güne aydınlanmış bir havayla başlamak kadar güzel bir şey var mı ? Bir de ben ilk defa bu sene gördüm bu kadar karardığını evet 2,5 sene önce Kurtköy’e gittiğimde de evden çıktığımda hava karanlıktı ama 7’de aydınlanıyordu şu saatlerin ileri-geri alınmama olayından sonra ilk defa şahit oldum havanın resmen 8’de aydınlandığına. Evde olduğum zamanlar da Serhat’ı işe gönderirdim ama yine de az biraz bir ışık olurdu , insan işin içine girince daha iyi anlıyor valla ve evet sevmiyorum bu karanlık olayını ama yine de akşam çıktığında eskiye göre bir tık daha aydınlık oluyor o zaman güzel oluyor tabii. Kurtköy’deyken sabah karanlıkta evden çıkıyorduk , akşam karanlıkta işten çıkıyorduk insanın psikolojisi bozuluyordu.


Bizim firma’da yemekhane var ve biz burada yemek yiyoruz. Her ayın ilk günü’de bir aylık yemek listesi geliyor.      
      
16 Mart Cuma gününe baktık ki “ Özel gün” yazmışlar ne verecekler acaba diye konuştuk durduk. Bir gün öncesinde yemekhaneye afiş asmışlar , ’ sokak lezzetlerini tatmaya var mısınız ?’ gibisinden. Afişte de hamburger , sosisli ve nohutlu pilav vardı ,  içimden “ bu mudur yani “ dedim. Neyse ertesi gün molaya çıkıyordum bir baktım Pop Corn ve Pamuk şeker arabası gördüm “ öğlen ikram edecekler herhalde “ dedim kendimce. Öğlen gittik , gördüğünüz gibi yemekler dediğim yemeklerdi. Sosisliyi yiyemedim , hamburgeri yedim. Çorbadan iki kaşık almıştım. Biraz da Amerikan salatası yedim. Tatlı çok kurumuştu bir parça yedim sadece ..

 

Yemekhaneden çıktım. Osmanlı şerbeti , patlamış mısır , pamuk şeker , macun veriyorlardı hem de adamlar yöresel giyinmişlerdi : ) Ben patlamış mısır aldım masam da yerim diye , bir de ayak üstü yiyeyim diye macun ama macunu beğenmedim patlamış mısır güzeldi : ) Farklı bir konsept olmuştu anlayacağınız. Ama bir daha çıtayı yükseltmicem ben neler verirler diye düşünürken , yemek biraz hayal kırıklığına uğrattı. Olsun buna da şükür , bunu bulamayanlar da var..!


17 Mart Cumartesi sabah kahvaltısı için Fırında Kremalı Patates yaptım : )

Fatoş teyzem bir gün misafirliğe gittiğimiz de yapmıştı , Serhat çok beğenmişti bende hazır vaktim var deneyeyim dedim ilk kez yaptım ama tuttu. Çokta basit. Bazı yemekleri ben gözümde boşuna büyütüyormuşum : ) Annem bile şaşırıyor bu halime evlenmeden önce bir şey yapmadığım için. Ama elim yatkınmış , Annem’e çekmişim :) Ben yemek yapmayı pek sevmiyorum ama el mahkum yapıyorum ben böyle pratik , farklı ,  börek ,  tatlı türü şeyler yapmayı seviyorum. Mesela evde bakarım bir hafta önceden yufka almışım bir tanesi kalmış bununla pratik ve farklı ne yapabilirim diye internetten bakarım ona göre bir şeyler yaparım. Biri bana kahvaltıya gelse önüne binbir çeşit şey sunarım .

Şimdilik bu kadar :)
Hoşça kalın.

14 Mart 2018 Çarşamba

İstanbul’dan (Büyükşehir'den) kaçmak / gitmek / sahil kasabasına yerleşmek isteyen kaç kişiyiz ?

Daha yaşım 28 yaşım , “sıkıldım ya gitmek istiyorum artık “ dediğimde bir çok insan “ daha dur yaşın genç” diyorlar genç ama görüyorsunuz İstanbul’dan artık o kadar sıkılmışım ki gitmek istiyorum.

Alaçatı

Taşı toprağı altın diye eskiden herkesin hayali İstanbul’a gelmekti, ama o “eski İstanbul” yok. Trafik , çarpık kentleşme , sürekli yıkılıp yeniden yapılan konut projeleri , her şeyin ateş pahası olması , kaos , kalabalık , Suriyeliler , her türlü madde kullanımı ve nereden çıkacakları bilinmeyenler , sapkınlık v.s. yani bir şehirde her şeyin bu kadar çok olması mümkün mü ? Mümkün.

Antalya


Genç yaşta Ege ve Akdeniz kıyısına gitmek isteyen bir tek ben değilimdir diye düşünüyorum. Daha sakin , daha sessiz bir yer de yaşamak istiyorum. Özellikle Levent’i gördükten sonra ( yani artık Levent’te çalıştığımdan buraları daha iyi analiz etme fırsatı buldum) Ümraniye bile bana daha sakin gelmeye başladı ki Ümraniye çok ama çok kalabalık bir yer. Levent de madde kullanan biriyle günün her saatinde karşılaşabilirsiniz. Buranın soğuğu bile bir başka ya deli gibi esiyor , koca koca iş merkezleri, insanların sürekli bir yerlere koşturma çabası ayy yazarken bile daraldım !



İstanbul’da büyüdüğünden küçüğüne , gencinden yaşlısına , çalışanından çalışmayanına herkesin şikayet ettiği ilk şey Trafiktir.Evet çalışmayan insan bile bir yerden bir yere giderken trafikten dolayı şikayet ediyorsa çalışanın var haline !



Önce eski çalıştığım yerden bahsedeyim Çengelköy-Kurtköy arası mekik dokuduğum zamanı. Sabahı saymıyordum o kadar trafik olmuyordu , olsa da ne çıkar geç giderdik işe problem değil ama asıl önemli olan akşamdı. 18:00 mesai biter 18:10’da servis kalkardı , Pazartesi günü eve gitmem çoğu zaman 19:05 , 19:10 oluyordu nedendir bilinmez ama Pazartesi daha az trafik oluyordu onun dışında ki günlerde 19:30 , 19:35 ,19:45 ‘de iniyordum hayır işin ilginci 19:30 ‘a şükrediyorduk.. 1 saat 20 dakika yol gitmişiz biz ona şükrediyorduk.


Şimdi ise Ümraniye-Levent arası mekik dokuyorum . Sabah Anadolu’dan-Avrupa’ya trafik sıkışıyor , akşam da Avrupa’dan-Anadolu’ya. Heh işte sabah da akşam da trafikte boğuşan kısımdayım ben . Sabah servis beni aldıktan sonra ( 06:38’de biniyorum ) çoğu zaman işe gitmem 07:15 oluyor bazen o da çok nadir 07:25 daha 07:30’u görmedim. Bir de çok kötü bir alışkanlığım var , serviste uyuyamıyorum , herkes fosur fosur uyuyor ben uyuyamıyorum arkadaş ! sabah uyusam belki , biraz daha uykumu alacağım. Bunun için çözüm önerisi olan ?

Güneşli /Yağmurlu İstanbul.Her türlü trafik hep var !

Neyse akşam 17:30 mesai bitiyor 17:40 da servis kalkıyor benim inmem 18:30 oluyor aslına bakarsanız 50 dk, bir saat bile değil ama şoför sola giriyor orada kalıyor , sol daha çok akıyormuş öyle bir iddiası var ama yok öyle bir şey , sağdan arabalar vızır vızır gidiyor biz solda trafik çekiyoruz , bende bu nedenden dolayı daralıyorum o 50 dakika bana Kurtköy-Çengelköy yolunu çekmiş kadar yetiyor. En azından Kurtköy’de ki şoförlerimiz aralara giriyorlardı , boşlukları değerlendiriyorlardı bu adam sola geçiyor orada kalıyor ya patlıyorum , içim şişiyor .

1 saat 20 dakika nerede 50 dakika nerede ? Ama Kurtköy’deyken sorumluluklarım yoktu , annem evde yemeği hazır ediyordu ben gidip bir ısıtıyordum akşam da saat 23:00’dan önce kolay kolay uyumuyordum gece 00:00’da bile uyuduğum oluyordu oysa o zamanda 06:00’da kalkıyordum şimdi de. Ama şimdi daha çok yoruluyorum eve gidip yemek hazırla , çamaşırları as,eski çamaşırlar varsa onları katla , ütülemek için kenara ayır, bulaşığı çalıştır boşalt , duş al , ertesi gün giyeceklerini hazırla , kendine ertesi gün için sandviç yap , çay koy derken bana kalan vakit çok az hadi hiçbir iş yapmasam bile eve gidiyorum 18:30 , 22:00 da yatağa yatıyorum her ne kadar uyuyamasam da erken yatağa girmek istiyorum evlenmeden önce yatağa girince 10-15 dakika içinde uyurdum şimdi 1 saat dönüp dolaşıyorum sebebi neydi ki ? İşte , hiçbir iş yapmasam bile bana yine kalıyor 3.30 saat. Bu süre kendine vakit ayırmaya yetmez ki ? O da dediğim gibi eve gidip hiçbir iş yapmadığım zaman kalan süre . Hani yemek bile hazırlamadığımı , eve gider gitmez öylece ayaklarımı uzatıp yatağa girene kadar varsaydığım süre


İstanbul’da Kiralar bir hayli yüksek , düşük olanlar ya çok küçük anca öğrenciye veya bekara verilebilecek bir ev , ya şehir merkezine en azından toplu taşımaya uzak bir ev , ya da çok ama çok eski bir binanın içinde olan bir ev. 

İstanbul’da adam akıllı bir ev arıyorsanız 1300 TL’yi gözden çıkaracaksınız.Benim oturduğum ev 1300 TL , ana caddeye eskiden iki sokak vardı şimdi ise Ümraniye Santral’den , Sondurak ‘a kadar olan kısmı (yaklaşık üç şeritli tek yön yolu ) trafiğe kapatıp oraya yürüyüş yolu yapacaklarından direkt ana cadde benim bir üst sokağım oldu (iki şeritli tek yön) evden çıkıp toplu taşıma araçlarına binmem sadece iki dakika mı alıyor,hemen oturduğum binanın yanında bakkal var akşam canım bir şey istediğinde veya acil bir misafir geldiğinde evden çıkıp bakkala gidip eve gelmem sadece 2 dakika, marketler yine bir üst sokağımda , Ümraniye Devlet Hastanesi (hani ilanlarda hastaneye şu kadar dk uzaklıkta derler ya he işte bende onlara özendim ☺) yürüsen 15 dakika , toplu taşımayla 5 dakika.. Ki benim evim yine Ümraniye’nin merkezinde olan bir yerde kalıyor , konumu ise Ümraniye’nin en iyi yerlerinden birinde. Ben tam zamanında taşındım benden bir ay sonra falan , üst sokağı ana cadde yaptılar fiyatlar iki katına çıktı ki benim evim evet daha yaşında bina olmamasına rağmen bile çok aman aman değil diğer eve nazaran süper ama öyle büyük bir ev değil , alt katım daha boş , ısınma diğer eve nazaran daha iyi , salonda her şey yerli yerinde ama diğer evde ki gibi çok boşluklar yok daha sıkış tıkış gibi. Sıkış tıkış derken daha dolu gözüküyor. Mesela iki koltuk bir berjerimi buraya gelince verdim , annemin aldığı köşe takımını kullanıyoruz çünkü sığmıyor. Ben bunlara rağmen çok şükür memnunum ama bir de şu var ben küçük bir şehre taşınsam 1300 tl kira versem saray yavrusunda otururum herhalde diye düşünmüyor da değilim ☺



İstanbul’da Alışveriş bana sorarsanız oda ucuz değil pek pazara gitme kültürüm yok biraz uzakta kalıyor pazar bana , evlendiğimden beri 2 kere gitmişimdir. Pazar arabamda yok bir keresinde Cumartesi erken kalktım , pazara gideyim dedim taktım sırt çantamı, pazara doğru yol aldım.

Neler aldım ; patates,soğan,domates,salatalık,nane,dereotu,maydanoz,mandalina,muz aldıklarımda öyle kilolarca değil malum uzak yoldu taşımam zor olacaktı 30 tl verdim. Hani markette de ben aynı şeyleri aynı fiyata hemen hemen zaten alıyorum ki.” Pazar bereketli oluyor” diyorlar düşünüyorum düşünüyorum sonra aklıma geldi “ tabii bereketli olur insan pazara gidince 1 kilodan aşağı almıyor ki markete gitse belki birkaç tane alacak , o yüzden bereketli oluyor” gerçekten de öyle ben şimdi markete gidiyorum bazen 2-3 tane domates alıyorum , ama pazara gitsem 1 kilo alırım o yüzden daha geç biter, bazen patates alıyorum 4-5 tane pazara gitsem 2 kilo’dan aşağı almam bu yüzden daha geç biter, daha bereketli olur.Yani anlatmak istediğim pazarlar bile ucuz değil benim gözümde.Marketler de ateş pahası , her markette farklı farklı fiyatlar.Kılık kıyafet dersen onları zaten mağazalardan alıyorsun hemen hemen her şehirde de mağazalar mevcut belki bilindik , belki bilinmedik marka.


İstanbul’un tek iyi yanı İŞ bulma olanağının diğer şehirlere nazaran daha yüksek olması. Serhat , hem 4 yıllık üniversite mezunu hem de yıllardır deneyimi var ama ne yazık ki kafasına göre İstanbul’da bile iş bulamıyorsa diğer insanların Allah yardımcısı olsun. Beni de biliyorsunuz bende çok aradım ama benim mezuniyetim Lise. Bir mesleğim yok, hoş Üniversite okuyan insanların halini de görüyoruz iş bulmaları zorlaştı iyice, sadece benim tek avantajım erken yaşta , uzun yıllar ve köklü bir firmada çalışmış olmam referansım kuvvetliydi.Bu sayede şimdi ki çalıştığım yere girdim.

 Baktığınızda evet Lise mezunuyum , ( bu sene tekrar Üniversite sınavına girip AÖF’den istediğim bölümü yazacağım ) ama tecrübem var işte , iş verenler artık okuldan çok tecrübeye bakıyorlar . Buradan çıksam mesela iş bulmam daha kolay olacak adı sanı olan bir holding firması , önce ki işim’de adı sanı olan ısıtma ve soğutma firmasıydı.. Benim zaten iş bulamama sebebim daha çok çocuk baskısıydı. Sürekli iş verenlerin “ çocuk düşünüyor musunuz “ , “ ne zamana kadar düşünmüyorsunuz” , “ bize şu kadar zamana kadar çocuk yapmama garantisini verir misiniz.” demelerinden dolayı ben kolay kolay iş bulamadım. Bulduklarımda ya hafta sonu çalışması vardı ya da adam 1500 veriyor yol vermiyor yemek veriyordu ve yolda en az iki vesait yapman gerekiyordu. Allaha şükürler olsun gönlüme göre bir iş buldum daha doğusu onlar beni buldu , evet burası da uzak ama servisim var en azından hafta sonum yok , resmi ve dini bayramlarda izinliyim , maaşı asgari ücretten biraz daha yüksek.Yaptığım iş aşırı zor bir iş değil , günü gününde bitiriyorsun ertesi güne sarkan bir işin veya evde bilgisayar açıp da destek verebileceğin bir iş değil.(eski çalıştığım yerde zırt pırt Cumartesi günleri aranılırdım da )

Dediğim gibi İstanbul’un tek iyi yani iş, bu yüzden farklı bir şehre taşınma işi askıda kalıyor.Kenardakilerle ne kadar idare edebilirsin ki hazıra dağ mı dayanır ? benden önce eşimin sağlam bir iş bulması lazım ki hani ben bayan olarak ne bileyim her türlü işe girebilirim. Gerekirse ilk işe başladığım gibi müşteri temsilcisi olurum , sekreterlik gibi bir iş yapabilirim , şimdi ki gibi santral’de görev alabilirim.Hani bir bayan bir şekilde iş bulur ama önemli olan eşinin işinin garanti olması.

Altınoluk
Geçen gün tv ‘de gördüm , bir kadın bileziklerini bozdurmuş ve devlet desteğiyle de tavuk falan almış , böylece işi ticarete dökmüş. Valla bende Serhat’a dedim, hazır çalışmıyorken git dene bir kaç ay , baktın ki tutuyor bende her şeyi bırakıp gelirim.

Evet evet her şeyi bırakıp giderim , benim için sadece Ailem’i burada bırakacak olmam sıkıntı, onun haricinde İstanbul’u bırakıp gitmek bana koymaz. 20 yılımı geçirdiğim Suadiye’de yaşamıyorum , 20 yılımı geçirdiğim arkadaşlarımla görüşmüyorum. (Görüştüğüm 2 kişi var o da çocukluk arkadaşım Mehtap, onla da görüşüyoruz dediğime bakmayın , evleneli 2.5 sene oldu Ankara’da yaşıyor ve ben en son 1.5 sene önce bana geldiğinde görmüştüm ama her daim iletişimimiz var. Diğer bir arkadaşımda Havva, Liseden tanışıyoruz o da bana 1 saat uzaklıkta kalıyor ama sorun en son onu bile 3 ay bilemediniz 4 ay öncesinden görmüşümdür.)İstanbul’un doyasıya keyfini çıkaramıyorum , bekarken veya evlenmeden önce çok keyfini çıkardım ama şimdi bazen gözümde büyüyor.Kışın dışarının kasvetli ve soğuk olması yazın Serhat’ın djlik işlerinin olması hep planları bozuyor. Bizim adamda biraz evcimendir , hani sabahtan akşama kadar koltuktan kalkma otur desen oturur J

Geçen gün Allah hayırlısını versin , rüyam da Annem , Altınoluktan yazlık alıyormuş , oraya gidiyormuşum sonra da diyormuşum ki “kışın burası çok sessiz sakin ben kafayı yerim burada “ diye.Altınoluk’u çok özledim galiba çok uzun zamandır gitmiyorum, çocukluğumun yazları hep orada geçti , o zamanlar kimse adını bile bilmiyordu Altınoluk’un , şimdi ise yol geçen hanı olmuş diyorlar “ gitsende eskisi gibi bulamayacaksın” diyorlar bunu bir çok kişi söyledi.Olsun ben yine de gitmek istiyorum o kadar özlemişim ki Google haritalardan evin bulunduğu konuma baktım ve yazlığı gördüm , hiç değişmemiş tek fark terasa çatı yapılmış. Bu rüyadan ne anlam çıkarmam gerekiyor ki . Acaba gidersem yapamaz mıyım ? Ya da rüyalar tersine çıkar gidince çok mu severim J Bir anlam çıkaramadım.

Bodrum

İşte böyle anlayacağınız pek bir sıkıldım her gün trafik derdinden , koşturan insanlardan , İstanbul’un keşmekeşliğinden.

Hani daha çoluk çocuk yokken , bir cesaret gidip yerleşmek zor olmamalı çünkü çocuk olduktan sonra onun geleceğini ve gidiyorsa okul durumunu düşüneceğinden cesaret edemiyorsun çok okudum internette bu tarz yazılar. Kimilerine yorum yazdım , kimisinden akıl aldım . Bende o deli cesareti var ama Serhat da yok ,  yapamayız edemeyiz , nasıl geçineceğiz , iş bulamayız vs derdinden cesaret edemiyor.Hak veriyorum ama İstanbul’dan da gitmek istiyorum.Niye emekliliği bekleyeyim , torun bakacak yaşa geldikten sonra torunlarımı sever onları büyütürüm. Bu eylemi şimdi yapmadığın sürece emekli olduktan sonra yapsan ne olacak ? 20’li yaşlarımda olmayacağım , bu zaman ki gibi dinç olmayacağım , Allah’a şükürler olsun ki önemli , ciddi sağlık problemlerim yok. 60’lı yaşlarda eskisi gibi dinç olmayacağım , belki sağlık problemlerim olacak sürekli hastanelere git , ilaç iç . Hani bazı şeyler zamanında güzel , ki ben Annem’e çok bağlıyım ona rağmen gitmek istiyorum..Yıpratıyor insanı İstanbul.Mutsuz ediyor . Burada insanları mutlu eden şey bence öncelikli para..Bense az kazanayım ama huzurum olsun yeter diyorum


Dipnot : Biz gitsek yerleşsek Annem’de gelir , artık emekli kadın. Takı işine de eli yatkın , bir dönem ünlü markalara ve yine ünlü internet sitelerine takı yaptı.Düşünsenize , şöyle Ege’ye ve Akdeniz’e gitsek yazın tezgah bile açar , takılarını satar Annem , bende ona yardım ederim.

Ahh ahh !
Hayaller Ege hayatlar İstanbul :(

 Saygılar..

8 Mart 2018 Perşembe

Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun..!


Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.
                                                                                                      M.Kemal.Atatürk

5 Mart 2018 Pazartesi

Bu Yaz Evlenmeyen Kalmasın !


 2018 Erken Rezarvasyon Kampanyası %20 indirim 



BİTEN KAMPANYAMIZ!

 Sayfamızı beğenip "Evlenmek İsteyen" yada "Evde Kalmış" 3 arkadaşınızı etikeleyin,
 2018 yılı içerisinde istediğiniz tarihli düğününüzdeki DJ hizmetini sadece 200 TL'ye gerçekleştirelim! 


Katılım Koşulları:
veya dugundjhizmetiorganizasyon)
  • Evlenmek isteyen 3 arkadaşını etiketle
  •  Paylaşılan gönderiyi beğenmek
BONUS:
Gönderiyi paylaşıp anlaşma sağladığımız diğer çiftlerimize düğün dj ekibi olarak%30 indirim hakkı tanınacaktır.
 Unutma: Ne kadar çok arkadaşını etiketlersen kazanma şansın o kadar yüksek!

Not: Kampanya 31.03.2018 saat 23:59'e kadar geçerlidir.

#DüğünDJ #MüzikOrganizasyon #SesIşıkSistemi #DJ #Wedding #Dugun #Müzik #Djhizmeti
 #DüğünOrkestrası #DüğünDjHizmeti #DüğünDavulShow #DugunDJ #Çekiliş #ÇekilişVar


DJ Serhat Serdaroğlu















Tüm Şehirler Düğün Mekanları;




  • Anadolu Yakası Hizmet Verdiğimiz Bölgeler:
Anadolu Yakası Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Adalar Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Ataşehir Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Beykoz Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Çekmeköy Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Kartal Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Kadıköy Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Maltepe Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Pendik Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Sancaktepe Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Sultanbeyli Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Şile Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Tuzla Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Ümraniye Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Üsküdar Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
  • Avrupa Yakası Hizmet Verdiğimiz Bölgeler:
Arnavutköy Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Avcılar Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Bağcılar Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Bahçelievler Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Bakırköy Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Başakşehir Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Bayrampaşa Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Beşiktaş Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Beylikdüzü Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Beyoğlu Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Büyükçekmece Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Çatalca Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Eyüp Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Esenler Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Esenyurt Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Fatih Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Gaziosmanpaşa Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Güngören Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Kâğıthane Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Küçükçekmece Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Sarıyer Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Silivri Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Sultangazi Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Şişli Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu
Zeytinburnu Düğün DJ Hizmeti ve Canlı Müzik Organizasyonu


Booking & Management DJ: Serhat Serdaroğlu (+90) 531 221 89 31 

Düğün Dj Düğün Orkestrası Düğün Müzik Organizasyon ve Ses Işık Sistemleri Hizmetleri 
2017-2018 Kampanyaları için hemen arayın.
Booking & Management: (+90) 531 221 8931 veya serdarogluserhat@gmail.com adresine mail atınız.

Düğün DJ - Bırakın düğününüz profesyonel eller gerçekleştirsin!


Muhteşem Düğün, Nişan ve Kına Mekanları ile Unutulmaz Gününüzü Özelleştirin

Metropol şehir denilince akla ilk gelen şehir ülkemizde sanırım İstanbul'dur. 
Düğün denilince de akla manzaralı, yeşilin ve mavinin alabileceği unutulmaz bir gece yaşatan , 
Umarım size yakışık ve hayallerinizi süsleyen bir organizasyon planınızı gerçekleştirebilirsiniz.
  • Anadolu Yakası Düğün Mekanları
İstanbul’un Anadolu yakasındaki düğün mekanları;
Nostaljik, sakin, samimi, meşhur yalılarını keşfedebildiğiniz, huzur dolu bir deniz havası,
yeşile doyabildiğiniz İstanbul'da yaşadığınızı fark etmenize sebep olacak yerdir Anadolu Yakası.
  • Avrupa Yakası Düğün Mekanları
İstanbul Avrupa yakasındaki düğün mekanları;
Kaliteli hizmet anlayışı, eşsiz manzarası, plazaların ışık sürkülasyonu düğününüze renk katacak ,
enstantelerden sadece bir kaçı. Güzel restaurantlar, kaliteli kulüpler, düğün ve davet organizasyon şirketleri.

4 Mart 2018 Pazar

Mart kapıdan baktırır..!

Gerçekten boşuna dememiş atalarımız “ Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır” diye..Neyse bu konuya sonra dönelim ☺️
Yılın en kısa ayı Şubat ayını geri de bıraktık , elimden geldiğince buralara uğramaya çalışıyorum , aralarda boşluklar oluyor haftada bir yazsam bile bana yeter diyorum ama bu pek mümkün olmuyor. İş yerinde internet olsa (Var ama siteler yasaklı) o zaman beni burada bırakırdınız evdeyken de işlerden güçlerden bilgisayarı elime aldığım bile olmuyor..

Buralara uğramadığım zamanlarda bakalım neler yapmışım ;

17 Şubat’ta Serhat’ın , teyzesinin kızının Nişanı vardı . Allah’ım ben böyle bir nişan hayatımda görmedim. Zaten biz gittiğimizde saat 20:30’du ve inanılmaz bir kalabalık vardı yani düğün gibi. 1000 kişilik yerde hiç mi boşluk olmaz arkadaş ben anlamadım ki..İki tarafta Karadenizliymiş o yüzden aşırı bir kalabalık olması normal dediler. Serhat ve Faruk dayı ayakta kaldılar hep, takı bitince millet gitmeye başlayınca sandalye buldular da öyle oturdular.

Bir de ilk defa bir oyun gördüm  “Giresun karşılaması “ . Sizler biliyorsunuzdur belki ama ben bilmiyordum kapalı bir bayan vardı o kadar güzel oynuyordu hayran kaldım ben ya ☺


Dönüşte ‘de Gülay yengelere gittik bize ateşli meyve tabağı hazırladı . Ne alem kadın ya ☺Maytapları dizdi böyle bir şey çıkardı ortaya.


Bunlarda Şubat ayında bitirdiğim kitaplar. Hep Sarah Jio ’dan gittim. Bu kadının kitaplarına gerçekten bayılıyorum . Kitapların konuları çok güzel , kitapta ki duyguların sana geçmesi çok güzel yani kısacası kalemi o kadar güzel ki sana da bunu yansıtıyor.Eskiden hafta’da iki veya üç kitap bitirirdim şimdi zamana bölüyorum en azından hafta da bir kitap bitireyim falan diyorum. Çünkü kitaplar bana yetmiyor. Önüme 10 tane kitap koyun ben onları (hafta içini baz alırsak 5 günden)15 hadi bilemediniz 17 güne bitiririm. Hızlı okuyorum çünkü.

Servisten çektim o yüzden biraz bulanık idare edin ☺

Şubatın son iki günü hastaydım , çok şükür ağır geçmedi ama raporluydum işe gitmedim benim şansıma da kar yağdı. Hoş sulu kardı ama yine de güzeldi , asıl kar Mart'a girer girmez yağdı. Neydi o ya sabah arka bahçeden baktım pek bir şey göremedim bir çıktım anam bu ne resmen kaya kaya gittim ayağımda da klasik bot vardı ben böyle olduğunu bilseydim normal bot giyerdim.


Bir sabah ki havaya bakın bir de akşam ki havaya☺ Neyse en azından bu sene kar yağmadı demeyiz az oldu ama buna da şükür ☺


Bir an evde olmayı ne kadar özlediğimi fark ettim. Bir yandan da sıkıldım. Salı ve Çarşamba raporluydum Çarşamba kendimi biraz daha iyi hissediyordum ve kendime kahve yaptım , kar yağışını izledim kahvemi yudumlayarak. Cidden evde olmayı özlemişim bir de bu evimin keyfini hiç süremedim ki hep bir koşturmacaydı , ilk defa bu evin keyfini hastalandığım zaman çıkardım daha doğrusu bütün gün yattım ☺ama sevdim.Keşke diyorum , dışardan para gelse de ben evimin keyfini çıkarsam çok değil şöyle 1000 TL gelse yeter . Hoş kiramı bile karşılamıyor ama Serhat çalışınca o 1000 tl bize hayli hayli yeter ☺Ne güzel hayaller. Ya da şöyle paşa dedemizden miras kalacak , o mirasla ev alınacak anca ben öyle çalışamıcam☺ Ev kira olmasa Serhat’ta pek çalışmamı istemezdi. Halimize şükürler olsun. İş arayıpta bulamayanlar var , ihtiyacı olup çalışamayanlar. İnsanoğlu nankör bende şükredeceğime nankörlük yapıyorum.


Dün Gratis'e uğradım , aldıklarımın hepsini tek tek yazmıyım dedim zaten anca uğruyorum buralara ☺


Şu kar kış geçsin de yavaş yavaş bahar gelsin ben zaten başlarım “tatile gitmek istiyorum” demelere ☺gidebilir miyim bilemem plan yok Serhat’ın işi yok. Her an bir yere girebilir onu da bilmiyoruz. Bizi ancak bayram seyran paklar o da bayramda seyranda her yerin fiyatı iki katı artıyor hadi ben yeni girmiş olsam bile mesela temmuzda ağustosta izin alabilirim sıkıntı yok ama Serhat bir yere girerse işte o zaman izin alma lüksü olamaz.. Ne bileyim her bahar geldiğinde ben başlıyorum” tatil “diye ve hiçbir şekilde istediğim gibi bir tatile kavuşamıyorum.Bu sene ne olacak bilmiyorum zaman gösterecek. Benim istediğim ise 5 yıldızlı bir otelde her şey dahil bir tatil yapmak ☺Ege kıyısını seviyorum ve bir çok yerini gezdim ama aklım hala gezemediklerimde ☺Mesela Fethiye ve Marmaris gibi.. Bodrum’a zaten bayılıyorum ama oraya gittim , hoş elime fırsat geçse yine giderim yani hiç problem değil tatilin iyisi kötüsü olmaz ☺

Saygılar..

Share